Yasin Suresi

Ana sayfa » » Adiyat Suresi

Adiyat Suresi

Adiyat Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 11 âyettir. Âdiyât, hızlı koşan atlar demektir.

Adiyat Suresi Arapça Oku

Adiyat Suresi Arapça yazılı olarak okumak için lütfen sayfayı aşağı kaydırın.

Adiyat Suresi Arapça 1. Sayfa

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَالْعَـادِيَاتِ ضَبْـحاًۙ١فَالْمُـورِيَاتِ قَـدْحاًۙ٢فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحاًۙ٣فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعاًۙ٤فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعاًۙ٥اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ٦وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ٧وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ٨اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ٩وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ١٠اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ١١

Adiyat Suresi Arapça Dinle

Adiyat Suresi Arapça Dinle, Adiyat Suresi’ni Abdulbaset Abdussamed’den Arapça dinlemek için lütfen Play ▶️ butonuna basın.

Adiyat Suresi Türkçe Oku

Adiyat Suresi Türkçe latin alfabeysiyle yüzünden okumak için lütfen sayfayı aşağı kaydırın.

    Adiyat Suresi Türkçe 1. Sayfa

    Bismillahir rahmanir rahim.

  1. Vel adiyati dabha.
  2. Fel muriyati kadha.
  3. Fel mugirati subha.
  4. Fe eserne bihi nak’a.
  5. Fe vesatne bihi cem’a.
  6. İnnel insane li rabbihi le kenud.
  7. Ve innehu ala zalike le şehid.
  8. Ve innehu li hubbil hayri le şedid.
  9. E fe la ya’lemu iza bu’sirama fil kubur.
  10. Ve hussıle ma fis sudur.
  11. İnne rabbehum bihim yevme izin le habir.

Adiyat Suresi Türkçe Meali Oku

Adiyat Suresi Türkçe Meali okumak için lütfen sayfayı aşağı kaydırın.

    Adiyat Suresi Türkçe Meali 1. Sayfa

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

  1. Andolsun o harıl harıl koşular koşanlara,
  2. (tırnaklarını) çakarak ateşler saçanlara,
  3. sabahleyin baskın basanlara,
  4. derken savurup da bir toz duman (tozu dumana katanlara),
  5. o anda bir derneği ortalayanlara (topluluğun ortasına dalanlara) ki,
  6. o insan Rabbine karşı pek nankördür.
  7. Ve kendisi de şahittir buna.
  8. Ve o serveti sevdiği için katıdır, çetindir ona.
  9. Bilmiyor mu ki, kabirdekiler deşildiği zaman,
  10. o göğüslerdekiler derlendiğinde,
  11. O gün, Rableri onlardan elbette haberdardır!

Adiyat Suresi Türkçe Meali Dinle

Adiyat Suresi Türkçe Meali Dinle, Adiyat Suresi Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN’in Türkçe Mealini, Ahmet DENİZ’den dinlemek için lütfen Play ▶️ butonuna basın.

Adiyat Suresi Konusu

Adiyat Suresi konusu, İnsanoğlunun nankörlüğü ve mala düşkünlüğü, ahiret hayatı için harcama yapmaması ve bu yüzden onu kötü bir sonucun beklediği söz konusu edilmektedir.

Adiyat Suresi Nuzül

Mushaftaki sıralamada yüzüncü, iniş sırasına göre on dördüncü sûredir. Asr sûresinden sonra, Kevser sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine dair rivayetler de vardır (bk. Şevkânî, V, 566).

Adiyat Suresi Fazileti

Adiyat Suresi fazileti,

Adiyat Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Adiyat Suresi Kur’an-ı Kerim’de kaçıncı sayfadadır?

Adiyat Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 599. sayfada yer alır.

Adiyat Suresi kaç ayettir?

Adiyat Suresi, 11 ayetten oluşur.

Adiyat Suresi hangi cüzde yer alır?

Adiyat Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 30. cüzde yer alır.

Adiyat Suresi kaç sayfadır?

Adiyat Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 1 sayfa içinde yer alır.

Adiyat Suresi Tefsiri

Kur’an Yolu Tefsiri kitabından Adiyat Suresi Tefsiri aşağıdadır.

Adiyat Suresi 1-5. Ayet Tefsiri

Savaş sırasında düşman üzerine saldıran atlar tasvir edilmekte ve eski savaşların insandan sonra en önemli unsuru olması dolayısıyla atlar üzerine yemin edilmektedir. Yeminin amacı, böylesine yararları bulunan ve insanların en çok sevdiği mallardan olan atları onlara bağışlayanın Allah olduğuna işaret etmek, o günün insanının gözünde çok değerli olan bu varlıklar üzerine yemin ederek müteakip âyetlerdeki mesajın gerçekliğine ve önemine dikkat çekmektir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:672

Adiyat Suresi 6-8. Ayet Tefsiri

Burada “insan” kavramıyla genel olarak insan türünün kastedildiği, çünkü bütün insanlarda bu tür olumsuz özelliklerin az çok bulunduğu belirtildiği gibi (bk. İbn Âşûr, XXX, 502-503), özellikle hidayetten nasibini alamamış insanların söz konusu olduğu da söylenmiştir. Râzî, bu ikinci yorumun çoğunluğun görüşü olduğunu belirtir (XXXII, 67). Bu âyetler, söz konusu insanların tabiatlarına yerleşmiş bulunan Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük, kadir bilmezlik, mal biriktirmeye düşkünlük ve nimetin şükrünü yerine getirme vecîbesini umursamama gibi olumsuz özellikleri ortaya koymaktadır. 6. âyetteki kenûd kelimesinin bir hadiste şöyle açıklandığı rivayet edilir: “Öyle bir nankördür ki yalnız başına yer, kölesini döver, malî görevlerini yerine getirmez” (Taberî, XXX, 180). 7. âyet insanın kendisinin de bu nankörlüğünün farkında olduğunu, buna bizzat kendi vicdanının da tanıklık ettiğini belirtmektedir. Âyete “Şüphesiz buna Allah şahittir” mânası da verilmiştir (Taberî, XXX, 180). Bu takdirde âyet Allah’ın verdiği nimete karşı nankörlük edenler için bir uyarı anlamı taşır. Fakat birinci mâna bağlama daha uygundur. Âyete ayrıca “Nankör kişi âhirette kendi aleyhine şahitlik edecektir” şeklinde de mâna verilebilir (Elmalılı, IX, 6021). “Mal” diye tercüme ettiğimiz 8. âyetteki hayır kelimesini Râgıb el-İsfahânî, “akıl, adalet, fazilet, faydalı nesne gibi genellikle insanların rağbet ettiği şey” şeklinde tarif etmiştir (Müfredâtü’l-Kur’an, “hyr” md.). Eski Araplar’da kelime sıklıkla “mal” ve özellikle “at” anlamında kullanılmaktaydı. Burada “çok mal, servet” mânasında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:672-673

Adiyat Suresi 9-11. Ayet Tefsiri

Dünya menfaati ve servet biriktirme hırsıyla cimrilik ve nankörlük eden kimse bu haliyle aslında kendisine ne derece kötülük ettiğini düşünmeye davet edilmekte ve uyarılmakta; aksi halde o kişinin, kıyamet gününde, kabirlerde gömülmüş bulunanların dışarıya fırlatıldığı, bütün gizliliklerin ortaya döküldüğü (bk. Târık 86/9), kalplerde saklı gizli tutulan niyetler ve maksatların bile açığa çıkarıldığı zaman perişan olacağı bildirilmektedir. “Kalplerde gizlenenlerin ortaya konması”, niyet halinde kalıp eyleme dönüşmeyen kötü düşüncelerin mutlaka cezalandırılacağını değil; davranışların dayandığı niyet ve yöneldiği amaçların değerlendirileceğini ifade etmektedir. Bununla birlikte iyice tasarlanıp karar verilmiş, ancak imkân ve fırsat oluşmadığı için yapılamamış kararlara “kalbin amelleri” denilmekte, bunların da karşılığını bulacağı belirtilmektedir (meselâ bk. Gazzâlî, İhyâ, IV, 373-375). 11. âyette “İşte o gün (anlayacaklar ki) rableri onlardan tam mânasıyla haberdardır” buyurulması, Allah Teâlâ’nın onların niyetlerini ve yaptıklarını önceden bildiği gibi kıyamet gününde de her şeyden haberdar olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü O’nun ilmi sonsuzdur, hiçbir şeyden gafil değildir, gizli olanı da âşikâr olanı da, öncekini de sonrakini de bilir. Dünyada verdiği nimetlere karşı nankörlük ve cimrilik ederek bu nimetlerden Allah yolunda harcamamış olan kimselerin yaptıklarından da mutlaka haberdardır ve âhirette bunu gösterecek, yapılanların karşılığını da verecektir. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:673

Adiyat Suresi Hakkında

Mekke döneminde Asr sûresinden sonra nâzil olmuştur. Medenî sûrelerden olduğu da söylenmiştir. Ancak konusu ve üslûbu itibariyle Mekkî sûrelerin belirgin özelliğini taşımaktadır. Yeminle başlayan sûrelerden olup on bir âyettir. Fâsıla*sı elif, dâl ve râ (ا – د – ر) harfleridir. Adını, ilk âyette geçen âdiyât kelimesinden almıştır. Müfessirler âdiyât kelimesini genellikle, “soluk soluğa koşan savaş atları” olarak anlamışlardır. Esasen âdiyât, “hızla koşmak, seğirtmek” anlamına gelen ve at, deve gibi koşan hayvanlar hakkında kullanılan adv (عدو) kelimesinin ism-i fâil müennes cemidir. Sürekli olarak savaşa koşup düşmana hücum eden askerî birliğe ve akıncılara da adiy veya âdiye denilir. İkinci âyetteki kadh kelimesi ise “taşlı yollarda at nallarından çıkan kıvılcımlar” veya “baskın sonrasında kamp yerlerine geri dönünce geceleyin orada yakılan ateş” diye tefsir edilmiştir. İkrime’den gelen bir rivayete göre kadh, kılıç ve mızrak çarpışmalarından çıkan kıvılcımlardır, vuruşmanın şiddet ve dehşetiyle ilgili bir mecazdır.

Sûrenin ilk beş âyeti, kıyameti andıran bir savaş sahnesini canlandırmaktadır. Bu beş âyet, “uğultulu sesler çıkararak hızla koşan, kıvılcımlar, ateşler saçan, sabah erken baskınlar yapan, tozu dumana katan, düşman birliklerini kuşatıp onlara cepheden saldıran” cesur gazilerin Allah katındaki değerlerini ilân ve şanlarını yüceltir; müminleri de böyle olmaya teşvik eder. Daha sonraki âyetler, genelde insanoğlunun nankör ve menfaat düşkünü olduğuna dikkat çeker. İnsanın kendisinin de yakından şahit olduğu bu özelliğinin ona bir değer kazandırmayacağını, aksine ilerde başına iş açabileceğini ima eder. Nihayet sûre, insanların bir gün yeniden dirilip Allah’ın huzuruna döneceklerini ve esasen Allah’ın hepsini bütün yönleriyle bildiğini hükme bağlayan âyetlerle son bulur. Böylece sûre, Allah yolunda canlarını bile feda etmekten çekinmeyen inanmış ve fedakâr insanlarla en küçük bir çıkarı için başkalarının hakkını çiğneyen, aç gözlü ve nankör insanlar arasındaki çelişkiyi, inançları ve mânevî değerleri uğruna mücadele edenlerle, hak hukuk ve mukaddesat tanımadan toplumu kemirenler arasındaki farkı gözler önüne serer.

Bu sûreyi yalnızca Asr-ı saâdet’te gerçekleşmiş olan İslâm inkılâbının habercisi gibi görmek, sadece ona mahsus bir müjde sanmak da doğru değildir. Daha sonraki yüzyıllarda gerçekleşmiş olan yenilikler, özellikle savaş silâh ve araçlarındaki gelişmeler de onun geniş muhtevası içine girer. Sûrenin Mekkî olduğu, o dönemde müslümanların elinde at ve silâh bulunmadığı göz önüne alındığında, bu âyetlerdeki mânaların bütünüyle gelecek zamanlarla ilgili olduğu anlaşılır. Burada sonraki yüzyıllarda icat edilecek ateşli silâhlardan söz edilmesi, geleceğin harp alet ve vasıtalarındaki gelişmeleri çok önceden haber veren bir mûcize sayılır. Buna göre âdiyât yalnızca at ve develeri değil, motorlu savaş araçlarını, mûriyât kelimesi de ateşli silâhların hepsini içine alır.

BİBLİYOGRAFYA:

Taberî, CâmiǾu’l-beyân, Bulak 1323-29 → Beyrut 1398/1978, XX, 175-181; Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât; Lisânü’l-ǾArab, “Ǿady”, “dbh”, “vry”, “kdh”, “gvr” md.leri; Kurtubî, el-CâmiǾ li-ahkâmi’l-Kurǿân (nşr. Ebû İshak İbrâhim), Kahire 1386-87/1966-67, XX, 153-163; Aynî, ǾUmdetü’l-karî, Kahire 1392/1972, XVI, 178; Süyûtî, el-İtkan, Kahire 1387/1967, I, 72; Turayhî, MecmaǾu’l-bahreyn, Beyrut 1985, I, 283; Âlûsî, Rûhu’l-meǾânî, Bulak 1301, IX, 440-444; Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1982, IX, 6014-6023; Ö. Rıza Doğrul, “Âdiyât”, İTA, I, 107-108; Zuhûr Ahmed Azhar, “ǾÂdiyât”, UDMİ, XII, 656-657.

Emin Işık

Kaynak: https://suresi.com.tr/adiyat-suresi/


Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş

Adiyat Suresi ile ilgili yorum yap




Copyright © Yasin Suresi - 2019